NE SESSİZLİK, NE DOLUNAY

Bu akşam tek bir kelime onlarca cümleyi halaya kaldırdı sanki.

Okuduklarımı, düşündüklerimi  öğüttüğüm odanın perdelerini gün ışığına açmaya başlıyorum. Halay başımı sevdim. Öyle ki, aylardır içime doğru akan nehri tersine döndürmeyi başardı. 

Sana yeniden açılmak heyecan verici. Yeniden doğmuş gibi. 

Yaşarken defalarca bürünmüş olduğum cenin pozisyonundan yeniden çıkıyorum.

İçim ılık ılık şu saatler. Dinlediğim şarkılardan mı dersin, içtiğim kahvenin tadından mı bilemem ama güzel bu. Bu hoş bir duygu.

Yine de kol kola yaşamaya devam ediyor zıtlıklar. Tam da bu ılıklığı yaşarken beynimde yer bulamayan kötü duygular karnıma ağrı olarak iniyor. Ağrısın. Ağrımaya devam etsin o. Ben sana halay başımı tanıtayım:

Tezer Özlü'nün 31 Ekim 1982 tarihli bir yazısını okudum biraz önce. "Büyümenin yaşlanmak demek olduğunu bilmiyordum". Şöyle demiş: 'Düzen ve güven kadar ürkütücü bir şey yoktur. Hiçbir şey. Hiçbir korku… Aklını en acı olana, en derine, en sonsuza atmışsan korkma. Ne sessizlikten, ne dolunaydan, ne ölümlülükten, ne ölümsüzlükten, ne seslerden, ne gün doğuşundan, ne gün batışından.' 

Ne de güzel söylemiş. Benim de içime işleyen, işlerken saplanan, boğazımdan mideme derin yaralar açan şeyin adıdır düzenli ve güvenli bir hayat. İçimi ürpertir hep. İnsanın içini çürüten yaşam. Çıngırağıyla pufuduk yastıklara gömülmüş, büyütülmeyi bekleyen kocaman bebekleri andırır bana. 

Bu yüzden bazen yazılara karışmak istiyorum. Kendimi derine atacak ıssızlığı bulana kadar. Çünkü her seferinde atlamak üzereyken bir el tarafından tutuluyorum ve düzenin düzenli sıralarında, toz olan pembe hayallerde buluyorum kendimi. Uzun sessizliklerdeki  luna parklara gitmek varken...

Demiş ya yine Tezer Özlü: - Büyümenin yaşlanmak demek olduğunu bilmiyordum diye. Kemikler ve organlar her geçen dakika biraz daha eskirken, kimi duygular da geri geri sekiyor sanki.

Hani şimdi yine uyumak üzereyim ya! Ya da yine çalışmak, yine dolaşmak... Vücut alışılmış hareketler yaparken düşlerin durmadan çalıştığını bilmek ne güzel.

Hergün, hergün.

Hissetmese de insan güç veren şey düşleri. Çünkü düşsüz  kalmak aşksız kalmaktan daha vahim.

 “Gün doğumuyla ormana fırlayan küçük kız….” diye başlayan, “Yıllar sonra belki…”, “Yarın gideceğim ve…” diye devam edip giden…

Dolunaya, sessizliğe, sonsuzluğa doğru…

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !